Görüş Bildir

Saftaki Yerimiz

Biz, tasavvuf terbiyesinin inşa eylediği bir milletiz. Cenab-ı Mevlâ İslâm’ı Horasan erenlerinin dervişleri eliyle ikram etti bize. Sonrasında Rabbanî âlimlerin rehberliğinde Din-i Mübin-i İslâm’ı Ashab-ı Kiram efendilerimizin samimiyetiyle yaşamaya ve yaşatmaya çalıştık. Peygamber mirasçısı âlimler sayesinde Rasul-i Ekrem s.a.v. ile irtibatımızı Sahabe efendilerimiz gibi hep diri tuttuk. İmanımız kavi idi. Mümin ferasetiyle hak ile bâtılı kolayca ayırt edebiliyorduk. Hâbil ve Kâbil ile başlayan hak ve bâtıl mücadelesinin hep hak safında yer aldık. Asırlar boyu mazlumlara sığınak, kâfirlere ve zalimlere hasım olduk. 

Devran döndü; küfür ve zulüm ehli tabiatı yağmalayarak, köleleştirdiği insanların emeğini sömürerek maddi planda galebe çaldı. Allah inancını devreden çıkaran, dolayısıyla hiçbir ölçüsü olmayan, dünyalık kazanç için her yolu mübah gören bir düzen kurdular. Bu zulüm düzeninin sürmesi için hak safındaki müslümanların durdurulması, İslâmî duruşun engellenmesi gerekiyordu. Ehl-i Sünnet dışı sapkın yönelişlerin önünü açarak ümmeti parçaladılar. Batı’nın konforu, refahı, teknolojisi karşısında gözleri kamaşan bazılarımıza “İslâm’ın gelişmeye/ilerlemeye mani olduğu” görüşünü kabul ettirdiler. Medreseleri ve tekkeleri kapattık, dinî tedrisatı yasakladık.

Yazının devamı Semerkand Dergisi Ekim 2019 sayısında.




Semerkand Dergi Logo