Müslüman Kadın ve Karikatür

Müslüman Kadın ve Karikatür

Yerli ve yabancı basında çizilen karikatürlerde müslüman kadınlar genellikle cahil, asosyal, kocasından korkan, hurafelere kendini kaptırmış zavallı insanlar olarak çiziliyor. Bunun nedeni olarak da dinimizin kadınlara yönelik emir ve yasakları gösteriliyor. Çizimleri yapanlara göre İslâm dini, kadınları geri plana itmiş, onları hayattan uzaklaştırıp kocalarına kölelik eden insanlar haline getirmiş.

İslâm tarihine şöyle bir göz attığımız zaman, kadının toplumdaki yerinin hiç de iddia edildiği gibi olmadığını görüyoruz. Örneğin Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in ilk eşi ve müslüman kadınların ilki olan Hz. Hatice r.anha validemize baktığımızda, hiç de cahil ve toplumdan soyutlanmış bir kişi görülmüyor. Aksine Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in  daima yanında bulunup O’nunla birlikte zorluklara göğüs germiş kocasına destek olmuştur.

Yine Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in hanımlarından Hz. Aişe r.anha validemizin sadece dinde değil, örneğin eczacılık konusunda da zamanının önemli bilgilerine sahip olduğunu öğreniyoruz. Efendimiz’in vefatından sonra kendisini eve kapatıp insanlarla ilişkisini kesmemiş, gördüklerini, öğrendiklerini çevresindeki müslümanlara aktarmıştır.

Tabiîn devrine geldiğimizde karşımıza Hz. Rabiatü’l-Adeviyye rh.a. çıkıyor. Tabiîn’in büyüklerinden Hz. Hasan Basrî rh.a. kendisini  ziyaret edip nasihatlerinden ve ilminden faydalanmıştır. Biraz daha ileriye gittiğimizde Anadolu Selçukluları’nda Baciyân-ı Rum (Anadolu Bacıları) teşkilatı dikkatimizi çeker. İslâm tarihinde bu teşkilatın sadece gazilik yönünden  değil, tasavvufî, siyasi ve kültürel yönden de çok aktif olduklarını görüyoruz.

Osmanlılar döneminde de özellikle harem kültürünün şaşırtıcı zenginliği hâlâ objektif tarihçiler tarafından hayranlıkla incelenmektedir. Haremde yaşayan kadınların kültürel, sanatsal etkinlikleri, edebiyatla ilgileri ve bilgi seviyeleri çok ileri düzeydedir.

Cahil kimdir?

Örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Bütün bunlar müslüman kadının mensup olduğu dini bilip yaşadıktan sonra cahil kalmasının mümkün olmadığını gösterir. Aslında burada aydınlatılması gereken konu cahilliğin tanımının ne olduğudur.

Erkek olsun kadın olsun, bir müslüman, iman ve İslâm’ın şartlarını biliyorsa, farz olan ilmihal bilgileriyle ibadetlerini yerine getiriyorsa cahil değildir. Ben müslümanım diyen profesör etiketli bir kadın iman ve İslâm’ın şartlarından bîhaberse, abdestin nasıl alınacağını, namazın nasıl kılınacağını bilmiyorsa asıl cahil odur. Eğitilmesi, yol gösterilmesi gerekmektedir. Karikatürcü mantığıyla örneklendirmek gerekirse, köyünde hayvanların tezeklerini temizleyen, tarlasında çapa yapan hiç okula gitmemiş, fakat İslâm’ın farz olan itikadî ve amelî bilgilerini bilen bir köylü kadın, bu bilgileri bilmeyen kadın profesörden İslâm dini açısından daha alim, daha bilgilidir. İslâm modern fen ilimlerine karşı değildir, aksine teşvik eder. Fakat öncelik iman ve amele ait bilgilerin öğrenilmesindedir.

Bütün bu yazılanların karikatür sanatıyla  ilgisine gelirsek; ülkemizde sayıları çok fazla olmasa da hanım çizerler mevcuttur. Kadın gözüyle birçok konuda çizim yapmaktadırlar. Piyale Madra’nın çizimlerini kadın gözüyle çizimlere örnek gösterebiliriz.

Bu çizer özellikle büyük şehirlerdeki, metropollerdeki kadın erkek ilişkilerini, aile ilişkilerini, toplumsal olayların irdelenmesini, şehirde çalışan kadınların bunalımlarını, sıkıntılarını çarpıcı çizimleri ile gündeme taşımaktadır. Karikatürlerinde kendi gözlemlerini ve görüşlerini ustaca okuyuculara aktarmaktadır. Karikatürleri sadece hanımlar tarafından değil, erkekler tarafından da ilgiyle izlenmektedir. Karikatürlerinde erkeklerin fark edemediği bazı detayları çok iyi yakalamaktadır.

Bir diğer kadın karikatürcü Feyhan Güver de lise yıllarına kadar köyde yaşamış ve daha yıllarda karikatür çizmiştir. Kendi gözlemleriyle köy kadınlarının sorunlarını karikatürlerinde çizmiştir. Köy yaşamındaki insanların ilişkilerini kendi perspektifinden çizgileriyle şehirli insanlara izlettirmiştir.

Fakat ülkemizde şehirli kadınların bunalımlarını çizen Piyale Madra, köy kadınlarının sorunlarını çizen Feyhan Güver gibi kadın karikatürcüler varken, islâmî hassasiyetleri önemseyerek yaşayan dindar hanımların bu toplum içindeki sorunlarını çizen hanım karikatürcüler maalesef yoktur.

Dindar kadın karikatürcü yokluğu 

Dindar müslüman kadınların yaşadıkları zorluklar nelerdir? Eşleriyle ve çocuklarıyla ilişkilerinde ne gibi sıkıntılar yaşamaktadırlar? Toplumun kendilerine bakışlarındaki gözlemleri nelerdir? Bu gözlemlerini eleştiri noktasında insanlara anlatmakta ne kadar başarılılar? Gerçi son yıllarda yazdıkları kitaplarla, çıkardıkları dergilerle dindar müslüman kadınların seslerini duyurabildiklerini görmekteyiz. Fakat bu faaliyetler yazı diliyle olmaktadır. Görselliğinden dolayı etkisi çok fazla olan karikatür dili kullanılmamaktadır.

Karikatürlerdeki cahil müslüman kadın tiplemelerine karşı aydın müslüman kadın tiplemelerini ülkemizdeki çizilen karikatürlerde görmemiz çok zor. Varsa bile bu çizimler erkek karikatürcüler tarafından çizilmektedir. Erkek çizerlerin kadınların dünyalarını anlayabilmeleri de belli bir yere kadardır. Başörtüsü taktıklarından dolayı okumaları engellenen genç  kızların duygularını, ileriye dönük hayal kırıklıklarını hangi erkek çizer karikatürlerinde bire bir yansıtabilir veya ne kadar başarılı olabilir?

Karikatürün etkisinin sadece kadınların sorunlarını aktarmak için kullanılması gerektiği gibi bir sonuca da varılmamalıdır. Müslüman kadınların çevrelerinde ve dünyada yaşanan siyasi, sosyal, kültürel hatta ekonomik olaylara bakış açılarının karikatür diliyle anlatılması, kadın gözüyle tespitler yapılması ihtiyaç haline gelmiştir.

Filistinli karikatürcü

Burada kocasını İsrail suikastları sonucu kaybeden ve genellikle politik karikatürler çizen Filistinli hanım karikatürcü  Ümeyye Joha’ya değinmek gerekir. Ümeyye Joha, Gazze’deki bir üniversitede Matematik Öğretmenliği bölümünde okurken, bir yandan da Filistin gazetelerine karikatür gönderir. Okulu birincilikle bitirir ve öğretmen olur. Ancak çizerlikle öğretmenliğin bir arada gitmeyeceğini anlayınca, tercihini çizerlikten yana kullanır.

Kendisiyle yapılan bir röportajda diyor ki: “Bir kadın kocasını kaybedince gücünü yitiriyor. Ama eşim öldükten sonra çizgilerim daha da kuvvetlendi. Bir yandan hüzne bürünürken, öte yandan da bu acılar çizgilerimi keskinleştirdi. Kocam öldükten sonra hapishanedekiler ve ölenler için de çizmeye başladım. Karikatür benim silahımdır. Karikatürist olmasaydım, başka şekilde kendimi ifade edemezdim.”

Ümeyye Joha yaşadığı topraklardaki zorluklara rağmen kendini toplumdan soyutlamamış ve var olan çizgi yeteneğini kullanarak insanlara doğruları ve yanlışları anlatmada faydalı olmaya çalışmıştır.

Niyet ve edep

Semerkand yayınlarından çıkmış “Aile Saadeti” isimli bir kitap var, yazarını okuyucularımız bilir. Her evde bulunması gereken ve aile hayatımızı ilgilendiren konularda islâmî esasları işleyen kitabın bir yerinde şunları okuyoruz: “Cami, türbe ve tarihi yerlerin ziyareti; kermes, vakıf çalışmaları, hayır hizmetleri, sanat etkinlikleri, davet ve tebliğ vazifeleri gibi güzel işler için evin dışına çıkan bir kadının, hem niyeti güzel olmalı hem de hal ve hareketleri edebe uymalıdır; aksi durumda sonuç hayra çıkmaz.”

Dikkat edilirse paragrafta bazı kesimlerin sandığı gibi müslüman kadınlar topluma yönelik faaliyetlerde bulunamaz denilmiyor. Ailesini ihmal etmeden, hal ve hareketleriyle edebe uymak şartıyla sanat etkinliklerine katılabilir deniyor. Karikatür de bir sanat dalı olduğundan, müslüman hanımların bu sanat dalına karşı duyarlı olmaları artık bir ihtiyaç haline gelmiştir. Çünkü yazımızın başında da belirttiğimiz gibi, belli çevrelerin bilinçli olarak karikatürlerde çizdikleri cahil müslüman kadın tiplemeleri var. Bu tiplemelere karşı müslüman kadınların tavrı önemlidir. Karikatür çizme yetenekleri olmasa dahi karikatür konusunda bilinçli olduklarını topluma hissettirmeleri bu tip çizimleri yapan kişilerin önyargılarını değiştirebilir. Gazete ve dergilerdeki karikatürlerin incelenmesi, karikatür sergilerine gidilmesi gibi sanatsal etkinlikler için illâ karikatür çizmeye gerek yok.

Örneğin karikatürlerinde dindar müslüman kadınları cahil olarak çizen bir karikatürcünün sergisini düşünün. Bu sergiye başörtülü, tesettüre uygun giyimli kadınların gittiğini, karikatürleri incelediğini gözünüzün önüne  getirin. Sergisindeki böyle bir tablo karşısında müslüman kadınları cahil olarak çizen bu karikatürcünün düşünceleri, önyargıları belki de değişebilir. Bundan sonraki çizimlerinde bu tablo aklının bir köşesinde kalabilir.

Karikatür çizemeseler dahi yazarlık vasfı olan dindar hanımların kitaplarında, dergilerinde karikatürler üzerine yorum yazmaları da bahsettiğimiz perspektifte önemli bir etkinliktir. Bu yazıların okunması da müslüman kadınların düşünce ufkuna ayrı bir zenginlik katacaktır. Okuyan, düşünen, araştıran ve inceleyen müslüman kadınlar çoğaldıkça, ister istemez bu durum karikatür dünyasını da etkileyecektir.


Sosyal medya: