Kırk Hadis

Kırk Hadis

“Ümmetimin dinî hayatına dâir kırk hadis öğrenen ve öğreten kimseyi Allah Tealâ fakihler ve alimler arasında diriltir.” (Hadis-i şerif: Beyhakî; İbn Mâlik)

İslâm, bizlere Peygamberimiz vasıtasıyla gönderilmiştir. Allah Rasulü s.a.v. hem dinin tebliğ edicisi, Kur’an’da belirtildiği üzere hem de gerektiğinde kural koyucusudur. O, dini yaşayarak göstermiş, kıyamete dek bütün müslümanlar için örnek teşkil etmiştir. Bu yüzden O’nun hayatı, emirleri ve sözleri bizim için vazgeçilmez bir rehber niteliği taşır. Hadis-i şerifler O’nun hayatını, emir ve yasaklarını, tavsiyelerini barındırdığı için çok mühimdir. Yazımızın başında verdiğimiz hadis-i şerifte Allah Rasulü s.a.v. kırk hadis öğrenen kişiyi ve onları başkalarına öğretenleri müjdelemiştir.

Hadis-i şerifler dinimizin bütün yönlerini Allah Rasulü s.a.v.’in dilinden bize aktarır. İmandan ihlâsa, ibadetlerden temizliğe, aile içi ilişkilerden toplum içindeki davranışlara, vatandaşlık görevlerinden yöneticilere tavsiyelere kadar İslâmî hayatın bütün yönleri hadis-i şerifler içinde yer alır.

Allah Rasulü’nün sözleri, yaptıkları ve çeşitli durumlar karşısındaki tavırları demek olan hadisler İslâm’ın ilk yıllarından itibaren kaydedilmiş, sonraki dönemlerde bunlar derlenerek hadis külliyatı oluşturulmuştur. Hadis alimleri tarafından yapılan titiz çalışmalar sonucu hadisler sınıflandırılmış, Hz. Peygamber efendimize aidiyeti şüpheli olanlar ayıklanmıştır.

Hadis-i şeriflerle meşgul olanlar bilir ki, Efendimiz s.a.v.’den aktarılan her söz kalbimize ferahlık verdiği gibi yolumuzu aydınlatır, ufkumuzu genişletir. Bu yüzden hadis öğrenen kimse Sünnet-i Seniyye’den pek çok hususu öğrenmiş olur.

Fahr-i Kainat s.a.v. Efendimizin yazının başında zikrettiğimiz müjdesini bu noktadan hareketle anlayabiliriz. Sünnet’in hayata aktarılması ve İslâm ahlâkının herkesçe benimsenmesi için Allah Rasulü bu kısa yolu işaret ve teşvik etmiştir.

Bir güzel gelenek

Efendimiz’in bu sözü sahabilerin hadis rivayetine rağbetini artırmış ve hadis yazıcılığı içinde de özel bir alan oluşturmuştur. Bu alan “40 hadis” yazma geleneğidir. Bu gelenek o kadar yaygınlaşmıştır ki geçmişten günümüze binlerce alim bu müjdeye mazhar olmak için kırk hadis derlemiş yahut derlenmiş kırk hadisi şerh etme, açıklama yoluna gitmiştir.

Kaynaklarda belirtildiğine göre ilk kırk hadis derleyen kişi Abdullah ibn Mübarek hazretleridir. “El-Erbaûn” (kırk) isimli bu eser, daha sonra yazılacak 40 hadis derlemelerine öncülük etmiştir. Arapça ‘erbaûn’, Farsça ‘çihil’ ve Türkçe ‘kırk’, bu derlemelere isim olmuştur.

Eserlerin isimleri genelde aynı olmakla birlikte içerdiği hadisler derleyiciye göre değişmektedir. Kimi itikat ve ahiret; kimi fıkıh ve dinî hükümler, kimi zühd, ahlâk ve nefs terbiyesi; kimi zikir, dua ve kimileri de Kur’an surelerinin ve ibadetlerin fazileti konularındaki hadisleri derlemişler ve ‘kırk hadis’ oluşturmuşlardır. Bazı alimler de kudsî hadislerden kırk hadis oluşturmuşlardır. Hadis öğrenmek için dolaşan muhaddisler de gezdikleri şehirlerden “Buldâniyye” adıyla kırk hadisler meydana getirmişlerdir.

Bir kırk hadisle yetinmeyip birden fazla kırk hadis oluşturan alimler de vardır. Mesela meşhur hadis hafızı Askalânî‘nin on bir adet kırk hadis eseri bulunmaktadır. Son devir alimlerinden Yusuf Nebhânî ise klasik kaynaklardan faydalanarak farklı konularda kırk adet ‘kırk hadis’ eseri meydana getirmiştir. Yine son devir alimlerimizden Ömer Nasuhi Bilmen’in de “10 Kere 40 Hadis” adlı güzel bir derlemesi vardır.

Kırk hadis derleyecileri arasında Beyhakî, İsfehânî, Münzirî, Nesâî, Sülemî, Zehebî ve Nevevî gibi meşhur alimler de vardır. Hatta İmam Nevevî rh.a.’in eseri benzerleriyle kıyaslanamayacak derece şöhrete kavuşmuş ve sonraki yüzyıllarda birçok önemli alim bu eseri şerh etmiştir.

Tasavvuf erbabı arasında da kırk hadise önem verilmiş ve birçok tassavuf büyüğü derleme yapmış ve hadisleri açıklamıştır. Bu açıklamalar tasavvufî olduğu için ayrıca önemlidir. Şâh-ı Nakşibend k.s. hazretlerinin halifesi Yakub Çerhî hazretlerinin ahlâk konulu hadisleri derleyip açıkladığı eser bunlardan biridir. Yine Osmanlı dönemi tasavvuf büyüklerinden Cemal Halvetî hazretleri üç farklı kırk hadis eserini şerh etmiştir. İsmail Hakkı Bursevi hazretlerinin de bir kırk hadis şerhi vardır.

Bir müjdenin peşinde

Bu sahada eser vermiş alimlerin hepsini burada saymak mümkün değildir. Fakat bu rağbetin sebebi üzerinde durabiliriz.

Kırk hadis yazma geleneğine uyan alimlerin amacı bir eser meydana getirmek ve bu silsileye dahil olmak değil elbette. Kırk hadis derleyip açıklama yazanların gayesi Allah Rasulü’nün müjdesine nail olmak ve müslümanlar arasında Sünnet’in yaygınlığını artırmaktır.

Kırk hadislerden Arapça bilmeyenlerin de yararlanması için bu eserler farklı dillere de tercüme edilmiştir. Özellikle Farsça ve Türkçe tercümelerin sayıları yüzleri bulmaktadır. Bütün bu çabalardan da anlaşılmaktadır ki Allah Rasulü s.a.v. mübarek sözleriyle yolu göstermiş ve binlerce alim de bu çağrıya kulak vermişlerdir.

Bugün hadisleri anlamaya, anlatmaya ve işaret edilen doğru yolda yürümeye her zamankinden çok ihtiyacımız var. Hızla yozlaşan ahlâkî değerleri korumak için Ahlâk Peygamberi’nin sözlerine mübarek emir ve tavsiyelerini baş tacı etmemiz, onlarla bereketlenmemiz gerekiyor.


Sosyal medya: