Arzularsın

Arzularsın

Nâdânı terk etmeden, yârânı arzularsın
Hayvanı sen geçmeden insanı arzularsın.
Men arefe nefsehu kad arefe rabbehu
Nefsini sen bilmeden Sübhan’ı arzularsın.

Sen bu evin kapusun henüz bulup açmadan
İçindeki kenz-i bî-pâyânı arzularsın.
Taşra üfürmek ile yalınlanır mı ocak
Yönün Hakk’a dönmeden ihsanı arzularsın.

Dağlar gibi kuşatmış benlik günahı seni
Günahını bilmeden gufranı arzularsın.
Sen şarabı içmeden serhoş-u mest olmadan
Nicesi Hak emrine fermanı arzularsın.

Cevzin yeşil kabuğunu yemekle tad bulunmaz
Zâhir ile ey fakih Kur’an’ı arzularsın.
Gurbetliğe düşmeden mihnete satışmadan
Kebap olup pişmeden püryanı arzularsın.

Yabandasın evin yok, bir yanmış ocağın yok
Issız dağın başında mihmanı arzularsın.
Ben bağ ile bostanı gezdim hıyar bulmadım
Sen söğüt ağacından rummanı arzularsın.

Başsız kabak gibi bir tekerleme söz ile
Yunusleyin Niyazi irfanı arzularsın.

Niyazi Mısrî (1617-1694)

Nâdân : Haddini bilmez, cahil
Yârân : Dost(lar)
Men arefe nefsehu
kad arefe rabbehu : Nefsini bilen, Rabbini bilir
Kenz-i bî-pâyân : Bitmez tükenmez hazine
Taşra üfürmek : Dışarıya üflemek
Yalınlanmak : Parıldanmak , ateşin harlanması
Gufran : Allah’ın affı
Serhoş-u mest : Manevi lezzet sarhoşu
Mihnet : Çile, sıkıntı
Püryan : Yanık, yanmış
Mihman : Misafir
Rumman : Nar
Yunusleyin : Yunus gibi


Sosyal medya: